TEKSEN KOLEJİ - Motivasyonun Eğitimdeki Rolü
 
Motivasyonun Eğitimdeki Rolü
 

İnsanlar hoşlandıkları şeylere koşar, sevmedikleri yahut korktukları şeylerden uzaklaşırlar. Tutum ve davranışlar, iki güçlü duygu "Haz" ve "Elem" duyguları etrafında oluşur. İnsanlar haz duydukları, hoşlandıkları şeyleri arzular ve onlara koşar, sevmedikleri yahut korktukları şeylerden uzaklaşır kaçarlar. Tutum ve davranışları meydana getiren bu kuvvetlerden ilki "Pozitif Kuvvetler" ikincisi de "Negatif Kuvvetleredir". Bu uyaranlar etkisiyle kişilerde "İstek" hasıl olur ve davranışlar bu istekler doğrultusunda şekillenir. Meselâ: Uykusu gelen bir kişinin isteği "Uyumak" tır. Bu istek doğrultusunda uyumasını temin edecek şeye yönelir. Yahut karanlıktan korkan bir kişi, aydınlığı aramak isteğindedir ve bunu temin için harekete geçer. İşte insanların bu iki nokta arasındaki davranışların oluşmasına neden olan etkenler onun "Hedef" ini belirler. Kişiliğin oluşumunda, biçimlenmesinde tutum ve davranışı başlatan, açığa çıkaran, yönlendiren bilinçli ya da bilinçsiz etkenlere ruhbilimde güdü (Motiv) denir. Güdülerin etkisiyle oluşan sürece de (Güdülenme-Motivasyon ) adı verilir.

Motivasyon, insan ihtiyaçlarının, ilişkilerinin, hedeflerinin, ilgi ve alışkanlıklarının çeşitli uyaranlar tesiriyle harekete geçmesidir. Lügat manası; harekete geçirmek, faaliyete sevk etmektir. Bu etkenler çok çeşitli olmakla beraber aşağıda görüleceği üzere altı ana gurupta toplanmıştır.

HEDEFİ TAYİN EDEBİLMEDE ETKENLER.

  • Biyolojik yeterlilik.
  • Kültürel değerler.
  • Kendine has tecrübeler.
  • Sosyal çevre.
  • İlgi.
  • Alışkanlıklar.

1. Biyolojik Yeterlilik
İnsanlarda, bazı dış uyarılar yahut içten gelen dürtüler nedeniyle harekete geçen isteklerin o doğrultudaki fiillere dönüşmesi için biyolojik yeterliliğe ihtiyaç vardır. Bu yeterliliğe sahip olamayan kişilerin isteklerini tatmin edemediklerinde, o isteklerinin yerine geçebilecek başka etkinliklerle kendilerini tatmin etmeye çalıştıkları görülür. Çünkü istekler ve arzular mutlaka tatmin edilmek ihtiyacındadırlar. Örneğin: Çok güzel, gür ve sağlıklı saçlara sahip olmak isteyen fakat bundan yoksun olan bir genç kızın peruk takarak bu isteğe bir tatmin şekli getirmeye çabalaması, yahut doktor olma isteğini biyolojik (fizyolojik yahut zihinsel) yetersizlikler nedeni ile gerçekleştiremeyen bir kişinin, sokaktaki yaralı hayvanları bakıp, tedavi etmeye uğraşması gibi.

2. Kültürel değerler
Davranışların oluşmasında, hedeflerin tayininde kültürel değerlerin rolü fazladır. Örneğin: Çocuklara küçük yaşlarından itibaren neyin iyi neyin kötü olduğunu anlatan ebeveynler çocuklarına kendi kültürleri ile ilgili kavramları öğretirler. Bu öğrendikleri kavramlar ilerde onların arzu, istek ve davranışlarını etkileyerek hedeflerini tespit ederler.

3. Kendine has tecrübeler
Hedefler doğrultusundaki davranışları etkileyen ve bazen bu hedeflerin yönünü değiştiren uyaranlar vardır. Bunlar, arzu ve istekler dolayısı ile hedeflerde sapmalara neden olabilirler. Örneğin; bulunduğu çevre ve kültürel etkenler sebebi ile dindar bir hayat yaşamayı hedefleyen gençlerin, bazı eğitim hataları, kendilerine yöneltilen yıkıcı eleştiriler gibi olumsuz etkenler nedeniyle büyük kırıklıklar yaşayıp, tamamen aksi istikamete yöneldikleri yahut yıllarca dini reddeden kimselerin, etkileyici bir sesin, güzel bir ahlâk prensibinin etkisi ile tamamen zıt yönde motive olduklarına sık, sık rastlanmaktadır. Böyle durumlarda tecrübe ve hatıralar, başlı başına bir uyarıcı, bir yönlendirici olabilirler.

4. Sosyal çevre
Kültürel değerlerle yakın ilgisi olan bu etken, hedeflerin tayininde, tutum ve davranışların oluşumunda en etkili güdülerdendir. "Üzüm, üzüme baka baka kararır." Atasözü bu etki gücüne yapılan bir vurgudur. İnsanlarda, bulundukları ortamın dilinden, kültüründen, örf ve âdetlerinden kısaca yaşam biçimi hattâ duygu ve düşüncelerinden etkilenirler. Bu uyaranların her biri, zaman içinde başlı başına bir uyarıcı, yönlendirici olabilirler.

5. İlgi
"İlgiler" in, yönlendirmede özel bir yeri vardır. Çünkü ilgide heyecanlar ve duygular söz konusu olup, yönlenmede hakim rol oynarlar. Canlıların ilgi duydukları nesnelere yönelmeleri doğal bir davranıştır. Eğitimde, öğrencilerin yönlenmeleri istenen konulara karşı ilgileri çekilerek kendiliklerinden yönelmeleri sağlanır. Bu şekilde eğitim ve öğretim hem daha kolay hem de daha sağlıklı olur. Çocukların ilgi duydukları renkli ve resimli hikâyelere ve masallara severek yöneldikleri bilinen gerçekler olup, uygulama alanı çok geniş olan metotlardır. İlgiler, kalıtsal yolla da nesilden nesil'e aktarıldığı gibi, sosyal çevrenin tesiri ile sonradan da oluşabilir. Bu durum, kökü genellikle çocukluk yıllarına dayanan yönlendirmelerde, anne-baba ve eğitimcilerin sıkça yararlandıkları bir yöntemdir..

6. Alışkanlıklar
Eğitim ve öğretim alanında üzerinde çok durulan alışkanlıklar, zaman zaman yapılan tekrarlar, hatırlatmalar ile çocuğun içinde var olan istek ve arzuların dışa vurulmasına ortam hazırlar.


MOTİVASYON (YÖNLENDİRME) YÖNTEMLERİ.

Motiv (güdü), bireyi herhangi bir şeyi tercih etmeye, bir hareket yerine diğer bir hareketi seçmeye teşvik eden, itici kuvvetlere verilen genel bir ifadedir. Motiv olarak seçilen yolun, bireyi hedeflenen şeye sevk edebilmesi, o bireyin ilgileri ile alâkalıdır. Seçilen her motiv, her birey üzerinde aynı etkiyi göstermez. Kimini, o uyaran yönünde güdülerken bir başkasını tamamen ayrı bir yöne sürükleyebilir.

Şayet, motiv olarak bir kokuyu ele alacak olsak ve amacımız bu koku yardımı ile çocuğumuzu yemek yemeye yönlendirmek ise, mutlaka onun çok sevdiği bir yemeğin kokusundan faydalanmamız gerekecektir. Örneğin, et kokusundan hoşlanmayan bir çocuğu, bu kokuyu kullanarak iştahı açılsın, yemek yesin diye kullanamayacağımız açıktır. Böyle yaptığımızda, belki o öğünü aç geçirecek yahut midesi bulanarak rahatsız olacaktır. Oysa bu koku, et yemeğini çok seven bir kimsede acıkma duygusu uyandırabilecektir. İşte bu basit misalde görülen olay, tüm motiv olarak seçilecek şeylerde geçerli bir durumdur.

Bunu temin edebilmek, anne, baba ve öğretmenlerin çocukları genel ve özel yönleri, (Takvim yaşları, zekâ dereceleri, olgunlaşma aşamaları, bedensel ve zihinsel gelişimleri) ile iyice tanımalarına bağlıdır. Aksi halde onların normal motivlerinden uzaklaşarak, istenmeyen yönde güdülenmelerine neden olmuş olabilirler. Oysa motivasyondan beklenen bu değildir. Hedef, bu yolla çocuğu iyiye, güzele, doğruya yönlendirebilmek, amacımıza ulaşma noktasında motivasyon-güdülemeyi bir araç olarak en isabetli şekliyle uygulayabilmektir. Bazen, bir "Aferin" sözcüğü, bazen bir "Saç Okşama" bazen bir "Kaş Çatma" bazen arzu edilen bir "Sonucu" gözler önüne serivermek..... isabetle seçilmiş uyarıcılar olabilir. Yeter ki yeri ve zamanı uygun olarak tespit edilmiş olsun.
 
 
Bu Site TEKSEN KOLEJİ Tarafından Almedia Reklam Ajansına Yaptırılmıştır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz; Belge, bilgi ve döküman alınması, kullanılması veya yayılması yasaktır.